İbrahim Akyürek
22 Mayıs 2026 Cuma
Monarşi
BİLGİ Üniversitesi'nin faaliyeti sonlandırılmış. Öğrenciler de devletleşmiş oldu, yani doğru Mimar Sinan'a...
Bünyesinde Çağdaş Sanatlar Müzesi Koleksiyonu (İstanbul Santral) vardı, topluca gezmiştik.
13 yıl önce Üniversite sahipliği el değiştirdi. Koleksiyon satışa çıktı.
Vasıf Ortun onca tepkinin arasında o yıllarda "Kamuya güvenemiyorsun, özel sektör de hüsrana uğrattıysa, Türkiye'nin sanat belleğine ne olacak" demişti.
Gel de korkma!
Çoğu hissesi yabancı olan Garanti Bankası'na (Salt Fotoğraf Arşivi), Eczacıbaşı'na (İstanbul Modern Fotoğraf Arşivi, Bülent Eczacıbaşı Vakfı Fotoğraf Merkezi ) el konulursa...
17 Mayıs 2026 Pazar
Sen, problemsin.
Tüm zamanların suçlusu: İnsan
Küresel ısınma haber ve yorumlarında ısınmaya yol açan nedenler sıralanırken insan faaliyetlerinden söz etmek moda oldu.
Faaliyet içindeki insan çerçevesine hükümetler, devletler, şirketler giriyor mu?
Trafik kazaları, tükenmekte olan su kaynakları, kirlenen çevre olduğunda da tüm uyarılar insana seslenir. Bu konulardaki çağrılara, haberlere, broşürlere, söyleşilere egemen olan dil; biz sıradan insanların uyarılıp, eğitilmesini görev edinir. “Sivil toplum kuruluşları” da çalışmalarında bu egemen dili paylaşırlar. Şirket, devlet, yerel yönetim bürokrasisinin insanı çocuk yerine koyan, öğüt veren, neleri yapıp, nelerden kaçınmamızı sıralayan dilini çoğaltırlar.
Aşağıdakiler birbirini felaketlerin, sorunların ana nedeni olarak görür, işaret parmaklarını birbirine uzatarak; “terbiyeli ol, kurallara uy, denileni yap” der gibidir.
Daha yakınlarda İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin “bilinçsiz” su tüketimine dikkat çeken çizgili reklamları yayınlandı. Dişler fırçalanırken, çiçekler sulanırken, bulaşıklar yıkanırken uyulması gereken kurallar çocuklar üzerinden sıralandı. Toplumun çocuksuluğa geriletilerek kontrol altında tutulması sanki pekiştirilmek istendi. Şişli Belediyesi de “Damlaya Damlaya Çöl Olur” kampanyası başlattı. Belediye Başkanı, gazetesinde baştan suçluyu gösterdi: “50 yıldaki küresel ısınmanın nedeni yüzde 90 insan, küresel ısınmanın nedeni insanlığın gezegenimizi kötü ve müsrif kullanması”.
İzmir’in; Şişli’nin kocaman otellerinde, lüks evlerinde, dev alışveriş merkezlerinde, fabrikalarında, belediyenin-devletin su işleri bürokrasisinde hangi faaliyetlerin döndüğünü merak etmek üstümüze düşmeyen vazifelerdir.
İşyerimin bulunduğu binada ana giriş merdiveninin ışığını gündüz saatlerinde tasarruf adına söndüren Saadet Partili komşuma enerji piyasasında neler döndüğünü de merak etmesini; asıl, büyük tasarrufun böyle başlayabileceğini, bize günlük eziyet çektirmemesini anımsattığımda; “siyaset yapma” telkininde bulundu.
Siyasetin parçası olan enerji ve su kaynaklarının seçimi, alınacak önlemler konusunda karar vermeyi partili neferlere devreden, halk-millet-yurttaş denen büyük çoğunluğa da elektrik düğmeleri, su muslukları başında özverinin hazzı ile suçluluk duygusu arasında gidip gelmek kalıyor. Oysa, J.Baudrilard bize “suçluluk duygusu, felaketin doğal olarak bizde uyandırdığı haz etkisinin merkezcil dalgasından başka bir şey değil” demiş; felaketten değil, kötülükten yola çıkmamızı önermişti.
John McKnight, “Profesyoneller İktidarı” kitabında, kötülük düzeninin bizi hep suçlu, kusurlu hissettirmesini şu satırlarla açıklar;“Servis sistemleri müşterisine şu üç fikri telkin etmektedir:Sen kusuru, eksiği olan birisin
Sen, problemsin.
Sen, bir problem koleksiyonuna sahipsin.”
Belediye başkanınız, köşe yazarınız, öğretmeniniz, muhtarınız, çevreciniz, partiniz ister laikçi, ister şeriatçı, ister eski-yeni liberal olsun; nedenler ile sonuçlar arasındaki bağı kurmanıza kesinlikle izin verilmeyecek; kendinizi suçlu, kusurlu bulmanız araçsallaştırılmış akıl ve din oyunlarıyla garantiye alınacaktır.
Peki, bu arada Vatikan ve Diyanet İşleri ne işe yarar?
Daha geçenlerde Vatikan trafik kazalarıyla ilgili uyulması gereken 10 emir yayınladı. Hepsi araç başındaki kullara yönelik. Otomotıv endüstrisini, petrol şirketlerini, devletleri, hükümetleri, kiliseleri çekip çeviren bir avuç profesyonel azmana yönelik tek emir yok.
Erich Fromm, “Özgürlükten Kaçış” kitabında Protestanlığın insanda ruhsal olarak olarak hazırladığı çilecilik ve bireysel önemsizlik ruhunu kapitalizmin derinleştirdiğini savunur. Noam Chomsky de, “insanların kendilerini çaresiz hissetmeleri için büyük çabalar harcanıyor” demeden edemez (Amerikan Muhalifleri Konuşuyor).
Suçluluğu içimize aldığımızda ise, bizim gibi yaşayanlara büyüklük taslamak, iktidarı çoğaltarak aktarmak kaçınılmaz oluyor.
Görünmez İktidar artık duşun, musluğun, çamaşır makinasının, hortumun, diş fırçasının, “hayırsever” örgütlerin kampanyalarındadır.
İktidar oyunlarında ele kolay gelen, iknası en ucuz ve ne yazık ki en etkili araç sanatçıdır. Ali Poyrazoğlu, Sabah Gazetesi’ndeki köşesinde ve Alem FM’de, üşenmemiş evde suyu kurtarmanın 10 maddesini ciddi ciddi, uzun uzun açıklamış. Bu yolla ev başına 140 ton kurtarılabilirmiş.
Sanatçımız, bulaştığı ilişkilerin dayanıksızlığını, kabullendiği suçluluk duygusunu idealizme bulayıp okurunu-dinleyicisini terbiyelemeyi umuyor.
Oysa, Poyrazoğlu’nun kendine ve bize eziyet etmesine gerek yok. Çünkü, nükleer denemeleri o yapmadı, petrol, ilaç, otomotiv, silah, banka, medya devlerinin hisseleriyle O’nun doğrudan hiç ilişkisi olmadı.
İbrahim Akyürek 2007 Sendika.org
15 Mayıs 2026 Cuma
8 Mayıs 2026 Cuma
Eğitim
Sergi Odası'nda fotoğraf ve kompoziyon atölyesi
Fotoğrafçı İbrahim Akyürek’in eğitmeni olduğu atölye 15 Mayıs 2026 Cuma günü gerçekleşecek.
Atölye, görsel örneklerle “Fotoğrafta görme ve kompozisyon” bilgisini kapsayacak. Altmış dakikalık, katılımın ücretsiz olduğu atölye saat 18.00-19.00 arası yapılacak.
Atölye eğitmeni İbrahim Akyürek uzun yıllar Zonguldak’ta birçok okulda ve Zonguldak Kültür ve Eğitim Vakfı (ZOKEV) çatısı altında bilgi ve deneyimlerini paylaştı.
Fotoğraf makinasının istenmediği, teknik bilgi dışında sadece görme becerisi ve fotoğraf duygusunun aktarılacağı atölye öğrencilerine katılım belgesi ve bir fotoğraf yayını verilecek.
Sergi Odası, Mithatpaşa Mah. Zübeyde H. Cad. 19 Arı İşhanı Kat 1 (Nisa Eczanesi Üstü) Merkez- Zonguldak, 0552 331 3847, 67sergi@gmail.com
2 Mayıs 2026 Cumartesi
İnternet Sunumu
30 Nisan 2026 Perşembe
26 Nisan 2026 Pazar
24 Nisan 2026 Cuma
Aklımızda bulunsun:
Trump ve İsrail ile birlikte savaşan tekno-çeteler:
- Elon Musk (Tesla & SpaceX): Trump'ın en yakın müttefiklerinden biri olarak törenin merkezindeydi.
- Jeff Bezos (Amazon): Amazon, tören fonuna 1 milyon dolar bağışta bulunmuş ve Bezos törene katılım sağlamıştır.
- Mark Zuckerberg (Meta): Meta da 1 milyon dolar bağış yapan şirketler arasındadır; Zuckerberg törende hazır bulunmuştur.
- Sundar Pichai (Google/Alphabet): Google törene 1 milyon dolar bağış yapmış, Pichai bizzat katılmıştır.
- Jensen Huang (Nvidia): Nvidia, 1 milyon dolarlık bağışıyla törenin en büyük destekçilerinden biri olmuştur.
- Sam Altman (OpenAI): Yapay zeka sektörünü temsilen bağışçı ve katılımcı listesinde yer almıştır.
19 Nisan 2026 Pazar
15 Nisan 2026 Çarşamba
6 Nisan 2026 Pazartesi
Çektiğimiz fotoğraflar peşimizi bırakmıyor. İşçi ölümleri seni beni ilgilendirmez gibi görünür. Ancak, zamanla yarışan işçi servisinin bir öğrenci servisi ile çarpışması beklenmedik değildir. Ya da bir kuryenin hemen ulaştırmaya zorunlu olduğu kebabının altında kalmak...+İnsana Saygı Mitingi yaklaşık 25 binlik katılımla yapıldı. Peş peşe gelen ölümler çok sayıda sendikanın Zonguldak'ta buluşmasıyla sonuçlandı.+BUGÜN bol haber, bol rapor, bol istatistik, bol Allaha havale var!
3 Nisan 2026 Cuma
21 Mart 2026 Cumartesi
17 Mart 2026 Salı
Birgün:
Gözaltı Çantası! Nazım Alpman
Gözaltına alınmadan önce evde yapabileceğin akıllı hazırlıklar…
* Telefon ve bilgisayarını şifrele.
* Bulut yedekleme açık olsun.
* Evde bir çantan hazır dursun.
* Bir kişiye “avukatımı ara” talimatını önceden ver.
* Evcil hayvan / yaşlı / hasta / çocuk planı yap.
1) Kimlik ve hukuki temel şeyler. Bunlar olmazsa olmaz. Genelde üzerinde bulunmasına izin verilen şeylerdir:
*Nüfus cüzdanı / T.C. kimlik kartı
*Avukatının adı ve telefonu
*Telefona el konulabileceği için ezberinde olsun, küçük bir kâğıda yazılı.
*Yakın bir kişinin telefon numarası (eş, kardeş, çocuk).
*Varsa kronik hastalık raporu / reçete fotokopisi
*Varsa düzenli kullandığın ilaçların listesi… Doz ve saat bilgisi de olsun.
Önemli not: Belgeleri asıl değil, fotokopi olarak taşımak daha güvenlidir.
9 Mart 2026 Pazartesi
Tur aracına bir füzenin isabet etme yüzdesi şimdilik çok düşük de olsa...
Turizmciler… Ekmekleriyle Oynanıyor, Ses Yok!
Bir esnafın, bir işçinin ekmek parası kazandığı yere kötülük yapılsa anında tepki beklersiniz. Turizm şirketlerinin (büyük, çok büyük boy olanlarını saymıyorum) tanıtımlarına bakıyorum, tura/sefere çıkacakları ülkeler kan revan içinde ses yok. Seferden döndükleri, kaynaştıkları, ekmek parası kazandıkları topraklar, insanlar perişan. Yine ses yok.
Müşteri avına çıktıkları tanıtımlarının, duyurularının bir yerinde barış özlemlerini neden belirtmezler. Önceden gezdikleri ülkelerin insanları acılı günler yaşamışlarsa bir satırlık üzüntülerini, anılarını paylaşsalar…O da yok!
Ancak şunlar var:: İsrail İran'ı tepeliyor başlık: "Turizmde savaş gölgesi", otel yanmış, sektör temsilcisi kaygılı: "Yangın haberi hedef pazarlara kadar yayıldı, dünyada bize güven kaybı var". Bir gazete hadi araştıralım demiş (haftalık Oksijen): "16 kayak merkezinden sadece 3'ünde itfaiye var."
Kimi liberal, kimi çağdaş, kimi devrimci, kimi sadece tüccar her kimsen turizmci arkadaş Küba seferini şimdiden açıkladın... Takvimini 1 Mayıs’a da ayarladın. İran için hazırlıkların da tamam. Bugünlerde her iki ekmek yolun da sıkıntılı. Ya “Coğrafya kaderim/kısmetim”, elimden ne gelir de bilelim; ya da ekmeğimle oynamayın de. Barış/kardeşlik, en azından ekmek paran adına çok değil iki satır ses çıkar. Tur aracına bir füzenin isabet etme yüzdesi şimdilik çok düşük de olsa yine ses ver.
Bu arada memleketin dağını taşını, havasını suyunu, tarihini gezdirerek ekmeğini kazanıyorsun. Milli ve dini günlerde kes-yapıştır görsellerle sevgini, fikrini de gösteriyorsun. Ama ekmeğinle, memleketin geleceğiyle devleşen şirketlere tanıtımlarında iki çift sözün yok.Yarısı çocuk Kartalkaya'da otelde insan kıyımı yaşandı. Turizm piyasasında, sektöründe üzüntü, kaygı paylaşımı, denetim istemi, acılı ailelerle dayanışma sesi çıktı mı?
Çok gezen Sabit Kalfagil hocamızın biz fotoğrafçılara ayak üstü tavsiyesi vardı bir zamanlar, yalvarırcasına: “Ne olur tarihi yapıların dibindeki telleri, direkleri, çöp kutularını da çerçevenize alın.”
Hocamız gezip tozarken çevrenize eleştiren, sorgulayan gözle bakın demek istiyor. Güzel ile çirkini, barış ile savaşı birlikte görün demek istiyor.
Bir zamanlar liselerdeki tartışmalardan biri, "Çok gezen mi bilir, çok okuyan mı?" başlığı altında yapılırdı. Çok okuyandan umudumu kesmedim ama; bizim fotoğrafçılara, çok gezenlere bakınca durum berbat.
Bu yazının taslağı üzerinde son kez düşünürken Postseyyah Kooperatifinin ‘İran’da Savaş’a Hayır!’ ortak sesine denk geldim. Çağrı seyyahlara, seyahat yazarlarına ve fotoğrafçılara yapılmış.
İbrahim Akyürek, Şubat 2026






.jpg)








.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)
.jpg)



.jpg)



.jpg)


.png)
.jpg)
.jpg)
.jpg)





